KAPTANIN SEYİR DEFTERİ_44
SEFERLERE DEVAM (TAICANG/ÇİN SEFERİ)
Singapur’a Limanı’na demirlediğimde Dünya turumu tamamlamış ancak seferi tamamlamamıştım.
Sefer; Rio Grande Limanında yüklediğimiz keresteleri, Çin’in Yangtze nehri kıyısındaki bir iskeleye boşalttıktan sonra sona erecekti.
Demirlememizi takip eden 20 saatin sonunda, tüm ikmallerimiz tamamlanmış ve cayromuz tamir edilmişti.
Bir günden az bir sürede ve aynı anda yapılan yoğun ikmal faaliyetleri, beni ve tüm personeli aşırı derece yormuştu.
Bir an önce açık denize çıkıp, normal seyir vardiyalarına geçmeye ve dinlenmeye ihtiyacımız vardı.
Liman faaliyetleri biter bitmez limandaki acentamıza kalkışa hazır olduğumuzu, pilot talebi yapmasını istedim.
Pilot da fazla bekletmeden gelmişti.
Bir önceki seferimizdeki benzer olayları yaşayarak, sabah saatlerinde Singapur’dan ayrıldık.
Singapur-Taicang rotaları
Saatler öğlen saatlerini gösterdiği sıralarda Horsburgh Feneri’ni bir kez daha bordalamış, Dünya’nın sorunlu denizlerinden biri olan Güney Çin Denizi sularına girmekteydim.
Çalışmış olduğum Filipinli personelle yapmış olduğum sohbetler esnasında, Çin ile aralarındaki deniz sorunlarından da bahsetmişlerdi.
O zamana kadar ülkemizin, Yunanistan, Suriye ve Mısır ile; Ege ve Adeniz’deki deniz yetki alanları anlaşmazlıkları nedeniyle, bu konuda en sorunlu ülke olduğunu zannederdim.
Meğer bizim gibi ne çok sorunlu ülke varmış da fark edememiştim!
Güney Çin Denizi; başta ABD-Çin rekabeti olmak üzere, giderek daha fazla farklı aktörün hak iddiasında bulunduğu bir yer.
Bu deniz alanı: Yoğun deniz ticari trafiği, zengin gaz ve petrol yatakları ile barındırdığı balıkçılık potansiyeli nedeniyle; çevresinde yer alan ülkeler arasında paylaşılamamaktadır.
Sorun: Spratly Adaları, Paracel adaları ve Scarborough Sığlığı gibi kıyıdaş ülkelerin Kıta Sahanlığı veya Münhasır Ekonomik Bölgeleri içinde bulunan yerler üzerindeki Çin taleplerinden kaynaklanmaktadır.
Çin: Kendi kıyılarından oldukça uzak olan bu yerlerin, 15’nci ve 16’ncı yüzyıllara uzanan tarihi nedenlerle kendisine ait olduğunu iddia etmektedir.
Bana göre bu iddia oldukça tutarsız. Eğer hak iddiaları, yüzyıllar önceki tarihi nedenlere bağlanmaya çalışılırsa; eskinin sömürgesi olan hiçbir devlet, meşru haklarını savunamaz hale gelir.
Güney Çin Denizi deniz egemenlik sahaları sorunu
https://t24.com.tr/haber/cinden-abdye-tepki-egemenligimiz-tartisilmaz,384933
Neyse! Biz seferimize dönelim.
Singapur’dan ayrılışı takip eden bir haftanın sonunda, Güney Çin Denizi’ni geçip Yangtze nehri önlerine ulaşmıştık.
Artan balıkçı tekneleri, Çin sularına yaklaşmakta olduğumuzun habercisi gibiydi.
Çinli balıkçı tekneleri
https://www.dunyabulteni.net/asya/cinden-gcin-denizine-balikci-filosu-atagi-h336877.html
Çin’e sefer yapan kaptanların en çok çekindikleri şeylerden biri bu teknelerdir.
Sahile yaklaştıkça sayıları artan balıkçı tekneleri; başlarına buyruk hareket ederek, gemi trafik yollarına ağlarını atarak, tehlike yaratırlar.
Bazen, ağlarını fark edemeyip üzerlerinden geçen bir rotada ilerleyen gemileri engellemek için, onlarla çarpışmayı dahi göze alabilecek şekilde yaklaşırlar.
Bazen de liman açıklarında o kadar kalabalık guruplar halinde avlanırlar ki; gemilere limana gitmek için, aralarından geçebilecek alanlar dahi bıramazlar.
Neyse ki şansım yaver gitmiş, balıkçı tekneleri ile sorun yaşamadan nehir girişinin önlerinde bulunan demirleme sahasına ulaşıp demirlemiştim.
Asya’nın en uzun, Dünya’nın üçüncü en uzun nehri olan Yangtze nehrine girmeden önce, yükü boşaltacağımız iskeledeki geminin kalkması için bir süre demirde beklememiz gerekti.
Yangtze Nehri giriş rotaları
Bu sürenin sonunda, liman kontrolden gelen talimat ile demirimizi alıp pilot alma mevkiine ilerledim.
Pilot ana gemisi; pilot alma mevkiinin yakınlarına demirlemiş, beyaz renkli, dış boyası kahverengi pas akıntıları ile kaplı, eski bir yolcu gemisiydi.
Pilotun nereden geleceğini düşündüğüm ilk anlarda onu, bizim gibi demirde pilot bekleyen bir yolcu gemisi sanmıştım.
Pilot botunun bu geminin üzerinden kalktığını gördüğümde durumu anladım.
Geminin yakınlarından geçerken pilot botu üzerimize yanaştı, 2 pilot gemiye geldi.
Bir süre sonra denizin rengi açık yeşilden kahverengine değişmeye başladı. Nehir girişine ulaşmıştım.
Yangtze Nehri girişinde
Çin ekonomisinin yaklaşık beşte birinin şekillendiği bu nehir; Dünya’nın en yoğun trafiği olan su yoludur dersem yanlış olmaz sanırım.
Bu nehir aynı zamanda, taştığında Dünya’da en fazla insanın ölümüne neden olan nehridir.
1931 Yangtze taşkını
https://www.cumhuriyet.com.tr/dunya/galeri-tarihteki-sel-felaketleri-en-buyugunde-4-milyon-insan-oldu-2119280
Ağustos 1931 ayında meydana gelen Yangtze taşkınlarında; yaklaşık İngiltere büyüklüğünde bir alanı sular bastı, 4 milyona yakın kişi taşkın sonucu hayatını kaybetti.
Bu taşkın insanlık tarihinin en fazla insanın ölümüne neden olan taşkım olarak kayıtlara geçmiştir.
Yıllar önce bu nehre ilk defa giriş yaptığımda; önümüzde, arkamızda ve yanımızda sıra sıra ve birbirine oldukça yakın ilerleyen değişik boylardaki gemileri görünce biraz ürkmüştüm.
O zamana kadar hiç bu kadar yoğun bir gemi trafiğinde ilerlememiştim.
Yangtze nehrinde ilerleyen gemiler
https://www.reddit.com/r/InfrastructurePorn/comments/bhynu7/yangtze_river_traffic_with_wuhan_city_skyline/
Birkaç saat süren nehir seyri sonunda, Şangay şehri civarlarındaki, devasa boyutlardaki Taican kereste depolama sahasının Wanfang Terminaline yanaştım.
Taicang Limanı Wanfang Terminali
Nehir boyunca uzanan depolama sahası; düzgün şekilde istiflenmiş ağaç kütükleri ile doluydu.
Bir an için, Dünya’da kesilen ağaçların hepsi buraya mı getirilmiş? Diye düşünmeden edemedim.
Çin’de limanlar ve depolama alanları devasa boyutları ile hep ilgimi çekmiştir.
Daha da ilginci; bu tesislerin büyük bir bölümünün geçen birkaç on yıllık dönemde oluşturulmuş olmasıydı.
Bugün altmışlı yaşlarda olan denizcilerin, gençlik yıllarında gittikleri Çin ile, günümüz Çin’i arasında tanınmayacak ölçüde fark olduğunu söylediklerine çokça şahit oldum.
Geçmişte birkaç defa Çin limanlarında gemilere katılmış veya gemilerden ayrılmıştım.
Bu sıralarda, Çin’de seyahat etme ve otellerinde konaklama imkânım olmuştu.
Beni en çok şaşırtan ise, Çin’deki mimari değişiklikti.
Çin şehirleri, batı ile yarışabilecek kalite ve estetikte modern olmuştu olmasına ama; kültürel kimliğini kaybetmiş gibi görünüyordu.
Şehirlerde, billboardlardaki Çince yazılar dışında Çin’e özgü bir şey kalmamış gibiydi.
Bu yazıları görmezden ve konuşmaları duymazdan gelirseniz Çin’de olduğunuzu anlamanız zorlaşır.
Limana yanaşmayı takip eden dakikalar içinde, onlarca liman işçisi gemiye çıkmıştı bile.
Bir taraftan sahil kreynleri iş makinalarını güverteye çıkarmaya, diğer taraftan da boşaltılacak keresteleri depolama sahasına götürecek iş makinaları sahilde birikmeye başladı.
Güverteye çıkarılan iş makinaları, birkaç keresteyi aynı anda kavrayıp, balyalar oluştururken; sahil vinçleri de 15-20 kütükten oluşan balyaları gemiden alıp rıhtıma boşaltıyordu.
https://www.shutterstock.com/search/loading-ports-timber
Rıhtımdaki kütükler de dev karıncalar gibi çalışan ve değişik görevler yapan iş makineleri ile kamyonlara yüklenip depolama alanına taşınmaktaydı.
İşler o kadar hızlı ilerledi ki; 10 gün gibi bir sürede yüklenen kargomuz, bir günden az bir sürede boşaltılmıştı.
Takip eden paylaşım başlığı; ‘‘Geminin ismi değişiyor’’












